<%@ Register TagPrefix="uc1" TagName="mt" Src="mt.ascx" %>

NEONATAL TARAMA PROGRAMI

1987 yılında 22 ilde ve 1993 yılında tüm Türkiye genelinde Fenilketonüri Tarama Programı başlatılmıştır.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Beslenme-Metabolizma Ünitesince TUBİTAK destekli bir proje kapsamında yenidoğanlarda fenilketonüri insidansı belirlenmeye yönelik 1983 yılında başlatılan araştırma projesinin devamı olarak yürütülen, 1990 da sadece il merkezlerinin tarandığı programa dönüştürülen fenilketonüri taramasına, İstanbul Üniversitesi 1993 yılında İstanbul İlini, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir İlini tarayarak katılmış, tarama programı 1994’de Ulusal Tarama Programına dönüştürülmüştür.2001 yılından itibaren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sivas ilinin, 2002 yılından itibaren Sivas-Malatya-Tokat-Erzincan illerinin taramasını yürütmekte, Ankara dahil 74 ilin taraması Hacettepe Üniversitesince yapılmakta, Programın koordinasyonunu Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü yapmaktadır. 


29 Aralık 2006 tarihinde Sağlık Bakanlığı AÇS-AP Genel Müdürlüğünce yürütülmekte olan programa, ikinci bir hastalıkta eklenerek program genişletilmiş, Konjenital Hipotroidi  taraması da amaçlanmıştır. Fenilketonüri ve Konjenital Hipotroidi  taramaları ortak yürütülmeye başlatılmıştır.

Tarama belli bir coğrafi bölgeyi veya belli bir süreyi içermeden; sürekli, ulusal bir çalışma olmuştur.
Bakanlığımız tarafından tüm Türkiye genelinde uygulanacak Neonatal Tarama Programı ile, tüm yenidoğanların Konjenital Hipotiroidi ve Fenilketonüri yönünden taranması, oluşacak zeka geriliği, beyin hasarları ve geri dönüşümsüz zararların engellenerek, topluma getirdiği ekonomik yükün önlenmesi, akraba evliliklerinin azaltılması konusunda toplum bilincinin artırılması, tanı konan bebeklerde bu hastalıklar nedeniyle oluşacak rahatsızlıkları önlemek amacıyla uygun tedavi başlanması ve böylece belli bir zeka seviyesine ulaşmalarının sağlanması amaçlanmaktadır.

İl genelindeki tüm sağlık birimlerimizde Neonatal Tarama Programı için alınacak topuk kanları, İl Sağlık Müdürlüğümüz AÇSAP Şubesince toplanarak, tek bir paket halinde haftalık olarak Ankara Hıfzıssıhha Merkezi bünyesinde kurulan tarama merkezlerine gönderilmektedir.

TARAMA TESTİ:
-Yeni doğan tüm bebeklere uygulanır.
- Doğru zamanda, doğru materyalle kan örneği alınmalı ve hızlı transportu sağlanmalıdır.
- En az 24-48 saat protein içeren bir besinle besleniyor olmalı
- Özel filtre kağıdına kan alınıyor olmalı
- Örnekleme hızlı iletilmelidir.

NEONATAL TARAMA PROGRAMINDA NUMUNE ALINMASI
Kan alma zamanı;

  • Yenidoğan taraması için kan örneği ideal olarak doğumdan sonraki 3-5’inci günlerde alınmalıdır. Fenilketonüri taraması için bebeğin en az 24 saat beslenmiş olması gerekir. Ancak, mümkün olduğunca çok sayıda bebeğe ulaşabilmek için sağlık kurumlarında doğan bebeklerin sağlık kurumunu terk ettiği son anda kan örneği alınmaya çalışılmalı, yeterince beslenmeden kan örneği alınmışsa hastaya ilk hafta içinde en yakın sağlık merkezine başvurarak yeni kan örneği aldırması gerektiği söylenmelidir.
  • Kan alınmadan önce bebeğin emzirilmesi Fenilketonüri tanısı açısından önem taşıdığı için, kan örneğinin tercihen bebeğin emzirilmesinden ve bebeğin doğumundan 48-72 saat geçtikten sonra alınması gerekmektedir. Bununla birlikte yenidoğan servislerinde yatırılarak izlenen hasta bebeklerin nakli söz konusu olduğunda, bebek gönderilmeden önce hiç beslenmemiş bile olsa mutlaka tarama için topuk kanı örneği alınması ve örnek alındığının hastaneden verilen çıkış özetinde belirtilmesi gerekmektedir. Hasta bebeğin nakledildiği hastanede ise önceki çıkış özeti kontrol edilerek topuk kanı alındığına dair bir ibare yoksa mutlaka tarama için topuk kanı alınması ve bebek hastaneden taburcu edilirken çıkış özetinde örnek alındığının özellikle belirtilmesi gerekmektedir.
  • Birinci basamak (sağlık ocağı ve ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi) hizmetlerinden faydalanmak üzere gelen her yenidoğan bebek daha önce hastanede topuk kanı alınıp alınmadığı, alındıysa ne zaman alındığı ve kan alımı öncesi bebeğin beslenip beslenmediği ayrıntılı olarak sorgulanmalıdır. Daha önce topuk kanı alınmadıysa, ve topuk kanı bebekten 48-72. saatlerden veya emzirilmeden önce alındıysa topuk kanı mutlaka tekrar alınmalıdır.
  • Bebeğe kan değişimi yapılacaksa,  değişim yapılmadan önce veya yapıldıktan sonra 48-72 saat beslenmeyi takiben kan alınmalı ve bu durum Guthrie kağıdı ile birlikte olan bilgi formunda belirtilmelidir. Bebeğe herhangi bir nedenle antibiyotik veriliyorsa, bebek zamanından önce doğmuşsa yani prematüre ise kan alma kağıdına ekli bilgi formunda belirtilmelidir.
  • Yenidoğan dönemi ya da sonrasında sağlık personelinin muayenelerinde klinik olarak hipotiroidi şüphesi uyandıran (örneğin uzamış sarılığı olan) bebeklerde de konjenital hipotiroidi taramasının klinik şüphenin önüne geçemeyeceği unutulmamalıdır. Bu bebeklerde tarama yapılmış olsun veya olmasın mutlaka koldan kan alınarak serum T4 ve TSH düzeyleri ölçülmelidir.

 Kan alma bölgesi;

-
Kan alınması için bebeklerin topuğunun plantar (taban) yüzlerinin medial (iç) veya lateral  (dış) kısımları kullanılmalıdır.

Kan alma işleminden önce;

-
Numune alınması için kullanılacak Guthrie kağıdı üzerinde bulunan formda yer alan bilgiler tam ve eksiksiz olarak doldurulmalıdır. Çoğul bebeklerde (ikiz, üçüz vb) kaçıncı bebek olduğu formun üzerine yazılmalıdır. Formlar, elle, okunaklı olarak ve tükenmez kalem ile doldurulmalıdır.

Kan alma işlemi;

- Kan akışını arttırmak için, kan alınan bölge ılık bir havlu veya avuç içi ile ısıtılabilir. Aynı şekilde, bebeğin bacağını kalp seviyesinin altında tutmak venöz kan akışını arttıracaktır.


- Kan almadan önce deri % 70’lik isopropyl alkol ile temizlenmeli, daha sonra kuruması beklenmeli veya steril bir gazlı bez ile kurulanmalıdır.
- Kan alma işlemi her bebek için tek bir steril lanset kullanılarak yapılmalı İlk kan damlası silinmelidir. Daha sonra, Guthrie kağıdının tek yüzüne ve işaretli alanın tamamını kaplayacak şekilde kan örneği alınmalıdır. Kan alma kağıdının her iki yüzünden de eşit büyüklükte kan lekesi izlenecek şekilde kan örneği alınmalıdır. Bu şekilde her dört  işaretli alan  doldurulmalıdır.
- Kan alımı sırasında, kan alma kağıdının bastırılmamalıdır. Kanın hemoliz olmaması veya doku sıvısıyla dilüe olmaması (seyrelmemesi) için topuk sağılmamalı veya aşırı derecede sıkılmamalıdır.
- Kan alımını kolaylaştırmak için uygulanabilecek bir yöntem kan alınan bölgenin ısıtılmasıdır. Topuğun ısıtılması kanlanmayı artırır ve kan akışını hızlandırarak örnek almayı kolaylaştırır. Aynı şekilde, bebeğin bacağını kalp seviyesinin altında tutmak da venöz kan akışını hızlandıracaktır.
- Tüm topuk kanı örnekleri 4’lü daire içeren standart kan örneği kağıdına alınacaktır. Şüpheli durumlarda alınacak tekrar kan örnekleri de aynı kurala tabidir.
- Kan almadan önce deri % 70’lik isopropyl alkol ile temizlenmeli, daha sonra kuruması beklenmeli veya steril bir gazlı bez ile kurulanmalıdır.
- Kan alma işlemi her bebek için tek bir steril lanset kullanılarak yapılmalı İlk kan damlası silinmelidir. Daha sonra, Guthrie kağıdının tek yüzüne ve işaretli alanın tamamını kaplayacak şekilde kan örneği alınmalıdır.
- K an alma kağıdının her iki yüzünden de eşit büyüklükte kan lekesi izlenecek şekilde kan örneği alınmalıdır. Bu şekilde her dört  işaretli alan  doldurulmalıdır.

Kan alındıktan sonra;
  • Kan alındıktan sonra, Guthrie kağıdı üzerindeki kan damlalarına dokunulmamalı, birbirleri ya da ıslak yüzeylerle temas ettirilmemeli ve kan diğer yerlere bulaştırılmamalıdır.
  • Kan alındıktan sonra kuruması için oda sıcaklığında (18-22°C) 2-3 saat bekletilmelidir. Bu esnada kan damlasının doğrudan ısı ve ışık ile teması engellenmelidir.
  • Örnek kuruduktan sonra nem almayacak şekilde zarf içine konularak il müdürlüğüne ulaştırılana kadar kurumdaki bir buzdolabında kutu içinde bekletilmelidir. Bekletilme işlemi için Aşı dolabı dışında bir buzdolabı kullanılmalıdır, zorunlu hallerde aşı dolabı kullanılabilir,  aşı soğuk zincirinin kırılmaması için aşı dolabının kapağı bu amaçla günde bir kez açılmalıdır.

 Guthrie kağıdı üzerindeki kan damlalarına dokunulmamalı, birbirleri ya da ıslak yüzeylerle temas ettirilmemeli ve kan diğer yerlere bulaştırılmamalıdır.

  • Kuruması için oda sıcaklığında (18-22°C) 2-3 saat bekletilmelidir. Bu esnada kan damlasının doğrudan ısı ve ışık ile teması engellenmelidir.
  • Kuruduktan sonra nem almayacak şekilde zarf içine konularak ilgili birime ulaştırılana kadar kurumdaki bir buzdolabında kutu içinde bekletilmelidir.

FENİLKETONÜRİ

Fenilketonüri ilk kez 1934 yılında  Asbjörn Fölling (1888-1937) tarafından   zihinsel geri olan sarışın, mavi gözlü iki kardeşte tanımlanmıştır.
Fenilketonüri kalıtsal bir metabolik hastalıktır. Bu hastalıkla doğan çocuklar proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli bir amino asidi metabolize edemezler, sonuçta kanda ve diğer vücut sıvılarında artmış olan fenilalanin ve onun artıkları çocuğun gelişmekte olan beynini harab eder ve ileri derecede zeka özürlü olmasına, sinir sistemini ilgilendiren daha bir çok belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.
Hayatın ilk bir kaç ayı içerisinde fenilketonüri hastalığı olan bebekleri sağlıklı bebeklerden ayıran özellikler fark edilemez.Tedavi edilmeyen fenilketonürili çocuklarda 5-6 aylardan sonra zekadaki gerileme belirgin hale gelir. Akranlarından farklı olarak oturma, yürüme ve konuşma gibi becerileri kazanamazlar. Beyin gelişimleri normal olmadığından başları da küçük kalır. Bazı fenilketonürili çocukların saç ve gözleri anne ve babalarınınkine göre daha açık renkte olabilir. Fenilketonüri aileden gelme bir hastalıktır. Fenilketonürili çocuğun anne ve babasında fenilalanin hidroksilaz enzimi yapımından sorumlu biri normal biri bozuk iki gen vardır. Anne ve babasından bozuk genleri alan bir çocuk fenilketonüri hastalığı ile doğmaktadır. Anne ve babasından bir bozuk gen alan çocuk ise anne ve babası gibi hastalığı taşır, ancak hastalık belirtisi göstermez. Anne ve babasının her ikisinden de sağlam genleri alan bir çocuk ise tamamen sağlıklıdır. Anne ve baba taşıyıcı olduğunda her çocuğun fenilketonüri olma olasılığı % 25 gibi yüksek değerlere ulaşır

- Proteinli gıdalarda bulunan Fenilalanin isimli protein yapıtaşı metabolize edilemez
- Fenilalanin hidroksilaz enzim aktivitesi azalmıştır
- Enzim eksiktir ( Geni 12 kromozomda kodlanmıştır -12q22-q24)
- BH4 metabolizması bozukluğu enzim aktivitesini azaltır (Ek belirti ve bulgular nörotransmitter eksikliği nedeni iledir)
- Otozomal resesif geçişlidir
- Sıklığı dünyada 1/15000, ülkemizde 1/4500
- Taşıyıcı sıklığı dünyada 1/50, ülkemizde 1/25

Fenilketonüri Amerika'da ve bir çok Avrupa ülkesinde her 10.000-30.000 yenidoğanda bir görülmesine karşın ülkemizde 3.000-4.000 yenidoğanda bir görülmektedir. Türkiye fenilketonüri hastalığının en sık görüldüğü bir ülkedir. Her yıl ülkemizde 350-400 çocuk bu hastalıkla doğmaktadır. Her 20-25 kişiden birinin hastalığı taşıyor olması ve ülkemizde akraba evliliklerinin yüksek oranda yapılması hastalığın sık görülmesine neden olmaktadır. Hastalığın yeterince bilinmemesi zeka geriliği gösteren hastaların bu hastalık yönünden incelenmesi ve ebeveyne gerekli danışmanın verilmemesi hatalı gen yaygınlığını arttırmaktadır. Akraba evliliği hastalığın görülme sıklığını artırıyor olsa da, akraba olmayan bireylerin de çocukları hastalıklı doğabilir. Çünkü Türkiye'de her 100 kişiden 4 ü bu hastalık açısından taşıyıcı durumundadır.
Fenilketonüri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavide genel ilke gıdalar ile alınan fenilalanin miktarını azaltarak kan fenilalanin düzeyini normal sınırlar içinde tutmaktır. Diyet tedavisinde fenüalanini çok azaltılmış ya da fenilalanin içermeyen özel ve ilaç niteliğinde mamaların ve tıbbi ürünlerin kullanılması gereklidir. Tedavi en az beyin dokusunun en hızlı geliştiği hayatın ilk 8-10 yılı boyunca çok iyi şekilde uygulanmalıdır.
Klinik bulgular

  1. Tarama yapılan bölgelerde hastalık bulguları gelişmeden tanınır
  2. Tarama yapılmayan bebeklerde yaşamın 2-3. ayından itibaren hastalık bulguları farkedilmeye başlar
  3. Zihinsel  gerilik
  4. Konvülsiyon
  5. Açık ten, sarı saç ( hastaların sadece % 60 kadarında)
  6. İnatçı ağlama, kusma
  7. Ekzema benzeri cilt lezyonları
  8. Mikrosefali
  9. İdrar ve vücut sıvılarında küf kokusu

Fenilketonüri hastalığı ile doğan bebeğin, beyni etkilenmeden, erken olarak tanımlanması çok önemlidir. Bu amaçla geliştirilmiş her yenidoğan çocuğa uygulanabilecek pratik, ekonomik bir test vardır. Hayatın ilk günlerinde bebek en az 24 saat beslendikten sonra özel bir filtre kağıdına alınan 2 damla kan teşhis için yeterlidir. Hasta bebek hayatın ilk günlerinde tanımlandığında uygun diyet tedavisi ile zeka geriliği önlenebildiği için gelişmiş ülkelerde tüm yenidoğanların fenilketonüri yönünden taranması zorunluluğu vardır.
Tanı
- Klinik bulgular
- Laboratuvar testleri
- Fe3Cl testi
- İdrar kan amino asit analizi
- Kantitatif fenilalanin ölçümü
- Tarama testleri

Tarama testi
- Yeni doğan tüm bebeklere uygulanır.
- Doğru zamanda, doğru materyalle kan örneği alınmalı ve  örneğin vakit geçirilmeden laboratuvara ulaşması  sağlanmalıdır.
- Kan alınmadan önce bebeğin en az  24, ideali 48-72  saat beslenmiş olması gerekir
- Kan özel filtre kağıdına alınmalı
- Kan örnekleme en kısa sürede laboratuvara ulaştırılmalı

Tedavi
Ömür boyu diyet tedavisi       


  1. Vejetaryen diyet
  2. Meyve
  3. Sebze
  4. Tahıl
  5. Hububat

Neler yenemez?
-
Süt ve süt ürünleri
- Et
- Balık
- Tavuk- Yumurta
- Baklagil

KONJENİTAL HİPOTROİDİ

Yeni doğanda meydana gelen hipotiroidilere konjenital hipotiroidi denir. Bu çocuklarda görülen hipotiroidi nedenleri değişiktir. Sebebe bağlı olarak hipotiroidi geçici veya kalıcı (devamlı) olabilir. Örneğin, annenin fazla miktarda iyot veya antitiroit ilaç (thyramazol veya propycil) kullanması, annede iyot eksikliğine veya belirsiz sebeplere bağlı olarak geçici hipotiroidi görülebilir. Kalıcı hipotiroidi ise bilinmeyen sebeplere bağlı olarak tiroit glandının olmaması (agenezi) veya çok küçük olması (hipoplazi); tiroit glandının normal yerinden başka yerde olması (ektopik), tiroit hormon yapımında bazı enzimlerin yetersiz olması ile meydana gelir. İyot hormon yapımında olduğu gibi beynin gelişmesinde de önemli bir maddedir. Bu nedenle iyot eksikliği olan bölgelerde görülen doğumsal (konjenital) hipotiroidide beyin ve zeka geriliği daha ön plandadır.

- Yenidoğan döneminde en sık karşılaşılan endokrinolojik sorundur.
Sıklığı

    1. Taramadan önce: 1/5000-1/10000 (Klein R, 1980)
    2. Taramadan sonra dünya ölçeğinde 1/3000-1/4000
    3. Tiroid bezinin gelişimsel hatalarından
    4. Tiroid hormon yapımı ve
    5. Tiroid bezinin  regülasyonunda

doğuştan gelen bozukluklardan kaynaklanan, tiroid hormon yetersizliği ile tanımlanan klinik bir durumdur.

    • Erken tanı ve tedavi zeka geriliğini önler
    • Yenidoğan döneminde klinik tanı güçtür (< % 10)
    • Tedavisi ucuz, basit, kolay uygulanabilir ve etkindir.
    • Tarama yöntemleri yeterince duyarlı ve özgüldür
    • Yarar / maliyet oranı yüksektir (10/1)

    Tiroid hormonu ile muamele edilen ve edilmeyen sinir hücresi (J Neuroscience, 2003)

    Tiroid hormonları sinir hücrelerinin gelişmesinde rol oynar!!!!
    - Hangi metod ile çalışılırsa çalışılsın TSH’nın 50 µU/ml üzerinde olması konjenital hipotiroidi tanısını güçlendirir.
    - TSH değeri 20-49 µU/ml arasında çıkanlar ise genellikle yalancı pozitif veya geçici TSH yüksekliği olan olgulardır.
    - Primer olarak TSH ölçümünü kullanan metodlarda yalancı pozitiflik oranı daha düşüktür.

     Tedavi

    Konjenital hipotiroidinin tedavisi son derece

    - Basit, kolay uygulanabilir
    - Etkin ve
    - Ucuzdur
    - Günde tek doz Na-L tiroksin (Levotiron®, Tefor®, Euthyrox®)
    - Sabah, aç karnına ağızdan verilir